Batistuta Drops Truth Bomb: 'No.9s Like Me and Vieri Are Extinct — And Modern Football Bored Me'
Batistuta Gerçekleri Söylüyor: 'Benim ve Vieri gibi santrforlar yok artık — modern futbol beni sıktı'

Gabriel Batistuta, bir zamanlar '9 numara' pozisyonunu kişileştiren efsanevi Serie A katili, artık futbol izlemekten keyif almadığını açıkladı. Futbolcular yeteneksiz diye değil — çünkü o tür ölümcül, ceza sahasını hakimiyetine alan santrforlar birer müze eseri haline geldi. Batistuta, onun ve Christian Vieri gibi santrforların bir atakta ruh yerine geçtiği zamanlara özlem duyuyor, bugünlerde sadece pist koşucusu görünüyorlar.
Ceza sahası kenarında 20 pas oynama eğilimini 'sıkıcı ve verimsiz' diye eleştiriyor ve alayla bunun 'santrforu tehlike bölgesinden uzaklaştırdığını' belirtiyor. Ona göre futbolun özü tehlike, içgüdü ve bitiriciliktir — koreografik bir yapım oyunundan çok. Bu sadece nostalji değil; modern taktiklerin resmi doğrularına yönelik kapsamlı bir suçlamadır.
Batistuta, oyun tarzındaki tek tipliğe dair geçerli bir noktaya değiniyor ama bunu sıkıcı olarak tanımlamak neden işe yaradığını görmezden gelmek. Yüksek pres sistemi, oyuna arkadan başlamayı zorunlu kılıyor. 'Öne uzağa çal' diye yapıştıramazsın — kalabalık bir ceza sahasına 30 yarda'lık bir top, on kezde dokuz kez kapılır. Bu yaratıcılık eksikliği değil, bir ada değer.
Ada değer mi? Yoksa tekdüzelik pes ediyor muyuz? Guardiola futbolunu izlemek, bir GPS tarafından anlatılan satranç maçı izlemek gibidir. Hiç kaos yok, ham duygusal coşku da yok. Batistuta rakibin gözlerindeki korkuyu hissetmeyi istiyordu. Bugünki santrforlar sadece verimli pres yapmak istiyor.
Kaotik duygu = iyi futbol değil. Bir cerrah dramatik değildir ama bir savaşçıdan daha çok hayat kurtarır. Modern pres, topu 20 metre daha ilerde kazanmak için tasarlanmıştır. Bu da duygusal — sadece daha akıllıca.
Taktikleri istediğin kadar açıklayabilirsin. Ama gözü arkada pasla ağı yırtan Batistuta'nın görüntüsü gibi bir şey yok. Bu sanattı. Bu yeni futbol mu? Elektronik tablo futbolu işte.
Sanat sistemler içinde doğar, onların dışında değil. Gördüğüm en güzel gol, bir topuk darbesiyle biten 35 paslık bir dizi oldu. Verimlilik ile şiir birbirini dışlamaz.
Hadi ya, son olarak ne zaman bir santrforun bir defansif orta sahanın üzerinden geçip... orada öylece durduğunu gördünüz? Bugünki 9'lar süslü orta sahalara döndü. Savaşçı tiplemesini kaybettik.
Ama yine de City, bir karşı atak takımıyla 2-0 yenildiğinde, herkes aniden futbolun öngörülemez olduğunu hatırlar. Patronlar kusursuz değil.
Tam olarak. O tüm yapım sihrine, açlık ve süratle karşılaşıldığında uçar gider. Tek bir ara pas illüzyonu paramparça eder. Ağ, hâlâ Batistuta'yı hatırlıyor.