Is China Really Winning the Global Power Game — Or Just Digging a Deeper Hole?
Çin gerçekten küresel güç oyununu mu kazanıyor, yoksa sadece kendine daha derin bir çukur mu kazıyor?
Bir yıldan fazla bir süredir, Çin'in Amerika'nın ticaret baskısına tepkisi Washington'daki hawksları sessizlikle değil, nadir toprak metalleri, çipler ve soya fasulyesi üzerindeki hassas ihracat yasaklarıyla şaşırttı. Her hamle stratejik bir siniri hedef alıyor: Amerikan savunma teknolojisi, yeşil enerji ve tarımsal ihracatı sekteye uğratıyor. Bu bir çaresizlik değil — silahlanmış karşılıklılık.
Pekin sadece misilleme yapmıyor — uzun oyunu oynuyor. Sadece bir ticaret ortağı değil, eşit bir güç olarak tanınmak istiyor. Ama burada bir paradoks var: Çin ne kadar sanayi kaslı gösterirse, dünya da onun tedarik zincirlerinden o kadar hızlı arınmaya çalışıyor. Korku yaratan bir üstünlük, güven yaratamazsa sürdürülebilir mi?
Gerçeğe bakalım — Çin'in misilleme hamlesi kısa vadede kusursuz bir görünümdür ama uzun vadede ekonomik intihar. Koydukları her ihracat yasağı, AB’yi, Hindistan’ı ve ABD’yi alternatif tedarik zincirleri kurmaya itiyor. Stratejik olarak kendi köretilmenizi hızlandırmadan nadir toprakları silah haline getiremezsiniz.
ABD, Çin'i kurallı bir oyunda bir rakip olarak görüyordu. Sorun şu ki? Pekin hiçbir zaman bu kurallara katılmadı. Xi için, mevcut sistem sadece Batılı sömürgecilik rejiminin en yeni sürümü. Yani hayır, bu ekonomik savaş değil — dekolonizasyon.
Ah, lütfen otonomiyi romantikleştirmeyin. Çin ‘dekolonize’ olmak mı istiyor? Peki. Ama fabrikaları, baskıcı bir süpergücün ticaret tehditleri yüzünden lityum almaya kalktığında, ne kadar bağımsız hissedecekler göreceğiz.
Bu 1914 değil ama I. Dünya Savaşı öncesi silahlanma yarışına benziyor. O zaman sanayi kapasitesi güvensizlik yaratmıştı. Bugün aynı etki, aşırı üretimle oluyor. İronik olan? Her iki güç de savunmacı olduğunu düşünüyor. İşte büyük güç savaşlarının çoğu böyle başlar.
Batı'nın Çin'in yeşil teknoloji üstünlüğünü tehdit olarak görmesi oldukça komik. Oysa bizim elektrikli araç teşviklerimiz hâlâ lobici engeline takılıyor. Gerçek darboğaz Şenzhen'de değil — kendi Kongremizde.
İnsanlar nadir toprak yasaklarının Çin'in en güçlü kozuymuş gibi davranıyorlar. Ama ABD, nadir toprakların %40'ını zaten geri kazanıyor. Güney Kore geçen ay Avustralya ile anlaşma imzaladı. Saat tik tak ediyor — ve Çin bunun farkında.
Hadi siyasi tiyatroyu bırakalım. Gerçek hikâye STEM mezunları: Çin'de yıllık 3.6 milyon, ABD'de 800 bin. Bu uçurum tarifelerle kapanmaz. Yapay zekâda kimin önde olacağını — ve bir sonraki sanayi devrimini kimin yönlendireceğini belirleyecek.