Can Midcentury Modern Design Save Us from IKEA-ification? This NYC Exhibit Thinks So
Mid-Century Modern Tasarım Bizi IKEA-laşmadan kurtarabilir mi? Bu NYC Sergisi Öyle Sanıyor

Açık konuşalım — hepsi algoritma tarafından tasarlanmış gibi görünen minimalizm düz paket mobilyaların altında boğuluyoruz. 'Çapraz Yörüngeler' adlı Sutton Tower’daki yeni sergi karşınıza çıkıyor. Bu, modern tasarımın altın çağına yazılan bir aşk mektubu gibidir. Bu yalnızca nostaljik bir görsel şölen değil. Tasarımın gerçekten ruhu olduğu döneme tam anlamıyla duyu ile karışan bir yolculuktur.
Andre Mellone tarafından kurgulanan sergi, Avrupa modernizmini kopyalamakla kalmayan, bunu tropikal güneşler ve siyasi devrimler altında yeniden yorumlayan Brezilya, Fransa ve İtalya tasarımcılarını ön plana çıkarıyor. Orta Doğu kraliyet aileleri için Royère’nin gösterişli eserleri mi? Kültürler arası füzyonun bir ustalıktır. Post-Savaş Paris'in vitrinlerindeki Maria Pergay'ın gümüş heykelleri mi? Bu, sadece şık tek bir hareketle feminist bir duruş ve ustalık demek.
Mellone’un Brezilya kökleri sadece bir medya notu değil — São Paulo'nun modernist mimarinin eritme kasesi haline nasıl geldiğini anlamak açısından merkezi. Tenreiro ve Zanine gibi tasarımcılar kopyalamak için Avrupa’dan kaçmadılar. Anılarını getirdiler, sonra bunu tropikal malzemelerle ve zanaatla harmanladılar. Bu taklit değil — evrim.
Estetiğe bayılıyorum ama o dönemi şişirmeyelim. Bu tasarımcıların çoğu petrol zengini monarşiler ve kolonyal elitler tarafından finanse edildi. Royère’nin Orta Doğu kraliyet aileleri için tasarlaması kültürel füzyon değil — %1 için lüks demektir.
Tam olarak. Maria Pergay’ın savaş sonrası dünyasında bir kadın olarak geçtiği yolu takdir etmek güzel — ama bunu, sistematik engelleriyle birlikte görmeden yapmak yetersiz. Onun işine 'beklenmedik zevk' demek, erkek egemenliğine verilen bir savaşın bir sürpriz gibi sunulmasına neden olur.
Jean Royère'nin eserlerini meslek olarak alan biri olarak söyleyebilirim: Talep şu an ÇILGIN. 50'lerden bir şezlongu açık artırma ile 180K dolara satıldı. Böyle bir sergi çıktığında ikinci el değerler patlıyor — bu sadece sanat değil, aynı zamanda varlık enflasyonu.
Sutton Tower'da tur yapıyorum. Royère'nin eserleri için aydınlatma muhteşem — sıcak, yumuşak, tiyatrolu. Düzenlemeye gelince, sanki 1960’larda bir Paris dairede dolaşıyormuş hissi veriyor. Mellone sanat asmadı — bir zaman makinesi kurdu.
Yani borçlarımın üzerini geçecek olan mobilyalara bayılan bir grup varlıklı insan mı? Tamam. Ben katlanır plastik sandelyeme bağlıyım.
Yukarıdaki genç nesile: yanılmıyorsun. Ama bu eserler insan dokunuşu için üretildi, kitle üretim için değil. Royère'nin koltukları atılıp gidecek şeyler değildi. Modayı aşan şeyler üretmenin bir değeri var.
Mellone’un küratörlüğü seviye üstü. Sadece ikonları bir araya getirmedi — kıtalar arasındaki bir diyalog yarattı. Brezilyalı bir sandalyenin Pergay'ın gümüş dalgalarının yanında yerleştirilmesi mi? Bu, mekansal tanımlama yoluyla hikâye anlatımıdır.