Is the Dollar Coming for Its Crown Again? The 'Borrow Yen, Buy Dollars' Trade Is Back — and It’s Beating Europe & China
Dolar Tacını Geri Almaya Mı Geliyor? 'Yen Kullan, Dolar Al' Stratejisi Tekrardan Dönüyor — ve Avrupa ile Çin'i Geçiyo

'Amerika'yı Sat' çetesinin sesi son zamanlarda biraz kesildi. Güçlü dolar ve cazip carry trade fırsatları işte bu sessizliği nasıl sağlıyor, bu çok ilginç. Düşük faizli yenden ve franga borçlanıp dolarla yatırım yapmanın sadece bir tüccar hayali olmadığını görüyoruz — getiriler, oynaklık dikkate alındığında, Avrupa hisselerini ve Çin tahvillerini geçiyor.
Hadi ama, herkes yeşilzamgaç’ı çok çabuk öldüreceğini sandı. Şimdi doların gücü sadece faiz oranları değil — aynı zamanda güven meselesi. ABD'nin sorunları var ama küresel oynaklık arttığında yatırımcılar Pekin'e ya da Brüksel'e değil, yine dolara yöneliyor.
Bu carry trade gerçek, ama riskleri hafife alma. İsviçre Merkez Bankası franga müdahale ederek sınırlar koymaya çılgınca çalışıyor ve Japonya'nın faiz eğrisi kontrolü bir gecede değişebilir. Bir politika değişikliği, sen artık 'getiri almak' yerine paramparça olursun.
Carry trade sadece semptom. Asıl sorun, yol bağımlılığı. Bir kez dünya finansal alt yapısını dolara dayandırdıktan sonra değişime gitmek, şebekeyi kapamadan New York'u yeniden kablolamaya çalışmak gibidir.
Doğru. Bu duygu değil — altyapı. Amcalar Sam'i sevdiğimiz için dolar kullanmıyoruz. Tahvil ödemeleri, ticaret faturaları ve emtia sözleşmeleri doları temel alıyor çünkü onu kullanıyoruz.
Klasik 'ağaçlardan ormanı görememe' zihniyeti. Kale yanarken kralı övüyorsunuz. Dolar hegemonyası küresel dengesizlikleri yaratan şey. Wall Street'in yeni bir zafer turuna değil, tarafsız bir rezerv varlığa ihtiyacımız var.
Bunu daha önce de gördüm. Dolar fırlıyor, herkes onu yenelemez diyor, sonra ise geri çekilme geliyor. Carry trade'den keyif alın, gençler — ama yanınızda bir can kurtaran koltuğu bulundurun.
Tam olarak. Likidite hiçbir zaman yalan söylemez. S&P 500 çakılıyorken ve tahviller yükseliyorsa, kim alım yapıyor? Euro değil. Yuan değil. Dolar. Her zaman dolar.
Odadaki filleri görmezden gelmeyelim: ABD borçları 34 trilyon dolardan fazla. Doların egemenliği şimdilik durağan olsa da, bunun temeli kumdan. İnanılırlıkta tek bir büyük kayıp ve gelgit hızla yön değiştirir.
80'leri hatırlatıyor. Güçlü dolar, carry trade'ler, Reagancılık. Sonra 1985'teki Plaza Anlaşması her şeyi değiştirdi. Piyasalarda 'asla' demeyin.