Could This Small-Town College Fix America’s $1.6 Trillion Student Debt Crisis?
Bu Küçük Kasaba Koleji, ABD'nin 1.6 Trilyon Dolarlık Öğrenci Borcu Krizini Çözebilir mi?

Michigan'in kırsalında yer alan Adrian Koleji, futbol zaferleriyle değil, ülke çapında yayılan radikal maliyet kesme planıyla adından söz ettiriyor. Rektör Jeffrey Docking, üniversiteler arasında öğretim üyeleri paylaşarak maliyetlerin düşürülebileceğini savunuyor — böylece 10 üniversite, onlara beşer öğrencisi olan Almanca bölümleri için ayrı ayrı pahalı Almanca hocaları almak yerine, bir ya da iki profesör tüm bölgeyi kapatabiliyor. Docking’in kâr amacı güden Rize Education girişimiyle yürütülen bu model, neredeyse 140 üniversiteye maliyetin sadece bir kesriyle 700’ün üzerinde yeni bölüm başlatmalarında yardım etti.
Şimdi Kongre dinlemeye başladı. Docking yakın zamanda Temsilciler Meclisi Eğitim Komitesi'ne tanık olarak ifade verdi ve üniversite sisteminin en büyük sorununun öğrencinin tembelliği değil, kurumsal verimsizlik olduğunu savundu. Öğrenci borçları 1.6 trilyon dolara fırlarken, kolejler gereksiz personel işe almayı ve kredi saatlerini dijital altın gibi biriktirmeye devam ediyor. Bu mantıklı geliyorsa, bunun nedeni çünkü gerçekten mantıklı. Asıl soru şu: Neden herkes bunu yapmıyor?
Bu, halka açık eğitimin ihtiyaç duyduğu türde pragmatik bir yenilik. İdari kadrolar şişerken, öğretim görevlilerine bozuk para verip işe alıyoruz. Öğretim üyeleri paylaşılırsa hem para kazandırır hem eğitim programı genişler, o halde hâlâ her okulun kendi Almanca bölümüne sahip olması gerektiğini niye sahne alıyoruz?
Nihayet biri üniversite sistemine girişim mantığını uyguladı. Uber arabalara sahip değildi, Airbnb otellere sahip değildi — şimdi Rize’ün de profesörleri yok. Sadece bir platform. Bu, devrim kuramının bir numaralı dersi.
Bekleyin — profesörler artık geçici işçiler mi? Yani bize, akademisyenlerde kalıcı görev yerine 'TaskRabbit' getirildiğini mi açıklayacaksınız? Bu yenilik değil, kravat takmış güvencesizliktir.
Harvard kadar yatırım portföyümüz yok. Benim gibi üniversiteler için hayatta kalma verimliliğe bağlı. Kaynaklarımızı birleştirerek nörobilim ve siber güvenlik gibi bölümler sunabilirsek, öğrencileri büyük üniversitelere kaçmaya zorlamayız.
Dün görüştüğüm öğrenci, karşılaştırmalı edebiyat diploması için 89.000 dolar borçlu. Şu an bir smoothie barında çalışıyor. Bunu düzeltmezsek, sadece gençleri iflas ettirmekle kalmayız — insan potansiyelini de israf ederiz.
Bu model teoride işe yarar ama öğretim üyelerini eyaletler arasında paylaşmak mı? Akreditasyon kurulları, eyaletlerin fonlamasındaki duvarlar ve kadrolu profesörlerin egoları ile şansınızı deneyin. Yine de hakkını vermek gerekir — bu, dışarıda dolaşan az sayıdaki gerçek fikirlerden biri.
Bir ders için her seferinde iki saat yolculuk yapardım. Artık Rize sayesinde ailem için 30 bin dolar tasarruf ederken kuantum fiziği dersini çevrimiçi alabiliyorum. Buna 'maliyet kesme' demeyi bırakın. Buna 'erişim' deyin.