Is Your Power Bill a Shareholder Piggy Bank? Why Public Utilities Are Gaining Shockingly Strong Momentum
Elektrik Faturanız, Hissedarların Cebine mi Gidiyor? Neden Kamu Hizmeti Modeli Şaşırtıcı Hızda Yayılıyor?

Hayal dolu ifadeleri bir kenara bırakalım: elektrik faturanız sadece enflasyon ya da şık yeni şebekeler yüzünden artmıyor. ABD'deki elektrik şirketlerinin %70’inden fazlası yatırımcıya ait ve yasal olarak insanlardan çok karı önceliklendirme zorundalar. İçme suyu ya da polis hizmetleri böyle yönetilseydi ne olurdu bir düşünün. Temel yaşamımızın bedelini öderken Wall Street’in temettülerine sübvansiyon veriyoruz.
Şimdi, bazı topluluklar elektrik sistemlerini kamu yaparak geri alma mücadelesine girişiyor—özel şirketleri satın alıp kamu hizmetine dönüştürüyorlar. Sloganları mı? 'Şebekemizi geri alalım.' Bu sosyalizm değil, hesap verebilirlik. Ve işe yaratmeye başladı bile.
Bu tartışma yeni değil. 1930'larda ABD'li kırsal nüfusun sadece %10’u elektrik kullanabiliyordu. Özel şirketler bunun kar getirmediğini söylüyordu. FDR kamu elektrik bölgeleri yarattı—Kırsal Elektrifikasyon İdaresi. Tahmin edin ne oldu? 20 yıl içinde bu oran %90’ı aştı. Kamu mülkiyeti işe yarar. Bu radikal değil, Amerikan tarihi.
Durun bir dakika. Özel şirketlerin yerine kamu kurumları koymak maliyeti sıfır değil. Kim öder satın almayı? Vergi mükellefleri mi? Kim verimliliğe garanti verir? Hesap verebilirliğe destek veriyorum ama kamu projeleri sıkça bütçeyi aşar ve zamanında tamamlanmaz. Bürokrasiyi romantize etmeyelim.
Zaten elimizde kanıtlar var. Kamuya ait LADWP'ye sahip olan Los Angeles'a bakın. Tarifeler, etraftaki yatırımcıya ait bölgelere göre %15 daha ucuz. Ve yenilenebilir enerjide liderler. Kamu = verimsiz demek değildir.
Tam olarak. Yatırımcıya ait elektrik şirketleri fosil yakıtlara bağlı. Kârları yanma, ekstraksiyon, kirliliğe dayanıyor. Kamu elektrik şirketi, iklim hedefleriyle hareket edebilir—üç aylık kâr hedefleriyle değil. Gerçek ilerleme bu: gücü insanlar ve gezegenle uyumlu hâle getirmek.
Lütfen. Bu sadece bir devlet müdahaleciliği daha. Neden kamu yöneticilerinin daha az yozlaşmış ya da verimsiz olacağını varsayalım ki? Postane’ye bir bakın. Tekeleler kötüdür—kamu ya da özel olmasının farkı yoktur.
Sizler ideoloji üzerine tartışın. Benim elektrik faturam sekiz ayda 120 dolardan 180 dolara çıktı. Elektrik ile yiyecek arasında seçim yapmadan klimayı açık tutmaya çalışıyorum. Bu bir kuram değil. Hayatta kalma meselesi.
Veriler aslında düzenlenmiş pazarlarda kamu mülkiyetini destekliyor. Yatırımcıya ait şirketlerde tarifeler ortalama %25 daha yüksek. Kâr motive edilmesi + tekel gücü = fiyat sömürüsü. Bu teori değil—yapısal sömürüdür.
Unutmayın—kamu hizmetleri sıklıkla sendikal işler, daha iyi ücretler, emekli maaşları demektir. Karlar hissedarlara giderse, işçilere ya da yeniden yatırıma gitmez. Paranın nereye gittiğine bakın.