Is 'Biophobia' the New Urban Epidemic? Are Cities Making Us Afraid of Nature Itself?
Şehirler Doğadan Korkmamıza Sebep Mi Oluyor? 'Biofobi' Gerçekten Yeni Bir Şehir Hastalığı mı?

İsveç ve Japonya’daki araştırmacılar artık buna 'biofobi' diyor—sadece örümcek ya da yılan değil, doğanın ta kendisine karşı kökleşmiş bir korku veya tiksinti. Öte yandan Wyoming’deki ruh sağlığı uzmanları tek bir vaka görmediklerini söylüyor ve doğa rehberleri bu fikirle dalga geçiyor. Bu gerçek bir ruh sağlığı krizi mi, yoksa bir şehir efsanesinden ibaret mi?
Ağaçlardan, dağlardan ve açık gökyüzünden korkulduğunu duymak gerçekten inanılmaz. Öte yandan Wyoming’li bazı yerel halk, yoğun şehirlerden gelen ziyaretçilerin manzaraya bakınca ezildiğini söylüyor—sonsuza dek uzanan ufuk çizgisi, görüşü engelleyecek tek bir ağaç yok. Acaba hepimiz sadece yaşadığımız ortama psikolojik olarak mı alışıyoruz, yoksa gerçekten fobiler mi geliştiriyoruz?
Wyoming’de ruh sağlığı uzmanıyım ve travma geçirmiş insanlarla çalışıyorum. Biofobi mi? Tek bir vakayı bile görmedim. Gördüğüm şey, şehirden gelen insanların coğrafyanın büyüklüğü ve açıklığı karşısında ezilme hissi yaşamaları. Bu bir fobi değil, kültürel şok.
Şehirli insanları vahşi doğaya götürmek için 15 yıl geçirdim. İlk 10 dakika? Evet, anksiyete. Ama üçüncü saate gelindiğinde? Daha derin nefes alıyorlar, gülümsüyorlar, daha fazlasını istiyorlar. Gerçek bir fobiyi bu kadar hızlı yenemezsiniz. Bu biofobi değil—insanların kendilerinin bir parçasına yeniden bağlanması.
Bu 'çılgın şehir insanları'yla ilgili değil—60 yıldır doğayı gündelik hayattan çıkaran şehir tasarımıyla ilgili. Çocuklar beton ormanlarda büyüyor. Ne ağaç, ne toprak, ne dere. Tabii ki huzursuzluk geliştirecekler. Asıl mesele biofobi değil—ekolojik bilgisizlik.
Tanı kriterleri nerede? 'Biöfobi' DSM’de değil. Bu, normal huzursuzluğu hastalığa dönüştürmeye benziyor. Bir sonraki adım, açık ofisleri sevmeyenler için 'agorafobi 2.0' olacak herhalde.
Ben şehirde büyüdüm. Eskiden ağaçların tehlikeli olduğunu düşünürdüm. Sonra bir rehberle Montana’ya gittim. İlk kez Samanyolu’nu gördüğüm an? Midem düğümlendi. Şimdi her tatilimi doğa etrafında planlıyorum. Biöfobi gerçek değil—gerçek olan vahşi alanların iyileştirici gücü.
Durumun tam tersi: Wyoming’e gittim ve neredeyse panikledim. Bu kadar boşluk! Bana sık ormanlarımı verin. Gökyüzünden saklanmak zorunda hissettim kendimi. Ama geçti. Belki de bize tanılar değil, alışma dönemleri gerek.
Erişilebilirlikten bahsedelim. Herkesin doğaya 'çıkmak' şansı yok—maliyeti, zamanı, ekipmanı var. İnsanlara tanı koymak yerine, neden daha çok şehir parkı inşa etmiyor ve yeşil alanlara ücretsiz ulaşım sağlamıyoruz?