Faith No More’s Keyboardist Just Called the GNR Tour ‘Offensive’—Was Rock’s Golden Age Actually Just Toxic Chaos?
Faith No More Davet Orguçu, GNR Turunu 'Aşağılayıcı' Olarak Niteledi — Rock'ın Altın Çağı Aslında Sadece Toksik Kaos muydu?

Faith No More'den Roddy Bottum, 90'larda Guns N' Roses ile turda olan biri olarak gerçekleri ortaya döküyor: Bu sadece rock and roll çılgınlığı değil, tam anlamıyla bir kültürel şoktu. Kadınlara düşmanlık, eşcinsel düşmanlığı ve toksik eril enerjiyle dolu bir ortamı anlatıyor ve bu deneyimin kendisini eşcinsel olduğunu medyada açıkça açıklamaya iten bir 'dönüm noktası' olduğunu söylüyor.
90'ları grunge isyanı ve deri ceketler olarak romantikleştirdiğimizi hatırlıyor musunuz? Oysa birçok dışlanmış kişi için bu, empati yerine aşırılığı körükleyen bir erkek kulübünde görünmez kalmanın bir yılından ibaretti. Bu isyan değildi — bunun adı gerilemeydi.
Geç 90'ların alternatif ikinci dalgasında turneler yaptım ve hâlâ GNR döneminin kalan enerjisini hissediyordum. Sadece müzikle ilgili değildi — kimlik kontrolüydü. 2000'lerden önce o ortamda eşcinsel olmak mı? Ya kod değiştirip uyum sağlıyor yada saklanıyordun. Bottum’un bu hikâyeyi anlatması çok büyük. Biz sessizce başımızı sallayan birçok kişinin sesini çıkarıyor.
Evet ama tarihi yeniden yazmayalım. Guns N' Roses ham bir isyanı temsil ediyordu. O kaos mu? İşte rock and roll. Bottum’un rahatsızlığı sanat değerini silmez.
Kaosa 'sanat' demek, tarihsel olarak istismarı nasıl mazur gördüğümüzü gösterir. Bottum’un deneyimi bir dipnot değil — eşcinsel düşmanlığı ve kadın düşmanlığının türümüzün sözde 'altın çağına' nasıl yerleştirildiğine dair bir ışık tutar. Müzik efsane olabilir ve kültür toksik olabilir, ama bunların ikisini de söylemeliyiz.
Gerçekten, vahşiydi. Ama aynı zamanda, ekibin yarısı sadece hayatta kalmak için oradaydı. Bizler her krizi alkışlamıyorduk. Bir kısmı sadece maaşını alıp hemen oradan uzaklaşıyorduk. O dünya herkes için değildi.
Tamam, ama 'o zamanlar işler böyledi' mazeretini devreden çıkaralım artık. Hayır. Bağlam sonuçları iptal etmez. Bottum’un hikâyesi nostalji olmaz — bu, kültürel değerlerimizin tam bir denetimidir.
İlginç olan alt kültürlerin kendi içlerini nasıl denetlediğidir. Rock dünyası eşcinselliği orijinalliğe aykırı görüyordu. Bu yüzden Bottum 'ben tek kişiyim' dediğinde, aslında silme mekanizmasını tanımlıyordur.
Dinleyin, ben oradaydım. Dağınıktı ama lanet olasıca müzik ulaşılmazdı. Eleştiriyi anlıyorum ama davranış sözleşmesini imzalamadan müziği takdir edebilir miyiz?
Ah evet, 90'lar. Problemli olmak bir kişilik özelliği sayılırdı, kırmızı bayrak değil. Hepimiz bunu nasıl kaçırdık?