Is 'Consumer Spending' Really Growing the Economy — Or Just Killing It Slowly?
Tüketim Harcamaları Gerçekten Ekonomiyi Büyütüyor mu — Yoksa Yavaşça Öldürüyor mu?

Harvard ekonomisti Jason Furman'a göre ABD ekonomisi çılgın tüketiciler sayesinde patlıyor: altdan gelir grubu kredi kartlarını şişiriyor, üst gelirdekilerse hisse kazançlarını cebine indiriyor. Harika bir parti gibi, değil mi? Ama işin asıl noktası şu: tüketim büyümenin motoru değil. Egzoz dumanı. Gerçek motor üretim ve tasarruf. Önce üretirsin, sonra harcarsın. Bunu tersine çevirirsen sen artık ekonomi değilsin — sadece iyi PR'li bir Ponzi şemasısın.
Furman'ın 'servet etkisi' hayali mi? Başkasının aynı miktarda harcamasını azaltmadan, kâğıt kazançlarınızı harcayabileceğinizi varsayar. Piyasalar sihirli ATM makineleri değil. Ve unutulmuş Hazlitt cümlesi — ‘Bireye zarar veren, ulus için de zararlıdır’ — bunların hepsini deler geçer. Kaynaklarınızdan fazlasını harcamak sizin için kötüdür. Şimdi bunu tüm bir ülkenin yaptığını hayal edin. Bu bir ekonomi değil. Bu bir geri sayımdır.
Hazlitt'in kuralı basitliğiyle dâhice: ulus, bireylerin toplamından ibarettir. Maaş alana kadar geçiştirmek seni batırıyorsa, ulusu nasıl yükseltir? 'Tüketici güveni'ni o kadar romantikleştirdik ki, tüketicilerin değer yaratmadığını unuttuk — sadece aldıklarını alırlar. Gerçek zenginlik yaratıcılar, görünmez tasarrufçular ve yatırımcılardır.
Davranışsal gerçekliği göz ardı ediyorsunuz. ‘Servet etkisi’ harcanabilir nakit olmayabilir, ama insanlar kendilerini daha zengin hissettiğinde harcama yaparlar. Bu gözlemlenebilir. Bunu kutlamamız gerektiği anlamına gelmez, ama var olmadığını varsaymak, ekonomistlerin duygulara kütleçekimi etkilemez demesi gibidir.
Davranışı gözlemlemek, politikayı desteklemekle aynı şey değil. Evet, insanlar kendilerini zengin hissettiğinde harcar. Ama bu iyi olduğu anlamına gelmez. Sigara içmek de iyi hissettirir. Buna 'büyüme' diyelim mi?
Tesisatçı dükkanımı kurduğum yıllarda, müşterilerimin 'servet etkisi' faturalarımı karşılamadı. Sözleşmeler kazandım, iş yaptım ve zor yıllardan tasarruf ettim. Ekonomi şimdi 'hissedilen ruh haliyle' yürütülüyorsa, gerçekten endişeliyim.
Stimulus çekiyle büyük harcama yaptığını düşünen bir arkadaşına neden ‘ekonomiyi inşa etmediğini’ anlatırken: masaya Bir Dersle İktisat’ı bırakırım
‘Borçlarını esnetmek’ nazikçe bir ifade. Ben yaşadım. Buna tuzak denir. Herhangi bir şeyi 'harekete geçirmiyorsun' — sadece çöküşü erteliyorsun. Buna dayanan ekonomi güçlü değil — kırılgandır. Bir maaş eksikliği ve her şey çöker.
Düşük gelirli borçluları kahrolacak gibi göstermeyelim. Sistem onları oraya iter. Üst düzeyde mali sorumsuzluğu ödüllendiriyoruz — düşün bir an hisse geri alımlarını — ama sadece hayatta kalmaya çalışanlara utanma duyuruyoruz. Bu ekonomi değil. Bu adaletsizlik.