Is There Really a Food Crisis — Or Are We Just Bad at Math?
Gerçekten Bir Gıda Krizi mi Var, Yoksa Sadece Matematiğe mi Bayılmıyoruz?

Paniği bir kenara koyalım: 2021’den beri enflasyon canımızı sıktı, bundan şüphesiz. Ama gıda fiyatlarını dolar cinsinden değil, haftalık alışveriş için gereken iş saati cinsinden ölçüyorsanız, Amerikalılar bugün gıda için daha önce hiç olmadığı kadar az zaman harcıyor. Bu bir görüş değil — eğilim verisi bu.
Asıl kriz? Ekonomik okur yazarlıkla bozulan ilişkimiz. Başlıklar 'fiyatlar yükseldi' diye çığlık attığı için daha fakirmişiz gibi hissediyoruz ama ne kadar daha üretken olduğumuzu ölçmüyoruz. Gıda, insan emeği açısından 1900, 1950 ya da 2000 yılından daha ucuz. Ama süt 4 dolara gelince şoka giriyoruz. Bu enflasyon değil — duygusal aritmetik bu.
Sonunda biri maliyeti dolarla değil, zamanla ölçtüm. 1900’de, ortalama bir çalışanın bir galon süt alabilmek için kazanması gereken ücreti kazanması 4 saat sürüyordu. Bugün? 7 dakika. Bu, emek maliyetinde %97’lik düşüş demek. Biraz olsun düşünün bunu.
Sayıları anlıyorum ama arabamı açtığımda yumurtanın 12 dolar olduğunu görünce panikliyorum. Şimdi daha çok kazanıyor olmam önemli değil. Kaybettiğim gibi hissediyorum. Beynimiz enflasyon grafikleri için evrimleşmedi.
Tam olarak bu. Kazançlardan daha çok kayıpları fark edecek şekilde programlanmışız. Bu 12 dolarlık yumurta koli mi? Canlı bir kayıp sinyali. Aylık maaşa ek 500 dolar mı? Görünmez. Davranışsal psikolojimiz veri okuryazarlığını yetiştiremedi.
Ama gerçek acıyı silip atmayalım. Tabii, ülke genelinde gıda zaman maliyetleri düştü — ama bölgesel farklılıklar? Çirkin. Gıda çölünde yaşayanlar, temel ürünlere erişmek için hem daha çok para hem de daha çok zaman harcıyor. Erişilebilirlik her yerde aynı değil.
Bunu, hâlâ 5 dolar olan süt için gidiş-dönüş 45 dakika araba süren birine söyleyin. Altyapı insanları bırakırsa verimlilik istatistikleri hiçbir şey ifade etmez.
1920’deki birine, 100 yıl sonra ortalama bir insanın gelirinin %10’undan azını gıdaya harcayacağını ve daha uzun yaşayacağını anlatın. Bilim kurgu satıyormuşsunuz sanır. İlerleme her zaman hoş değil ama gerçek.
Güzel hikâye ama kiram maaşımın %60’ını yutuyor. Faturaları ödemekte zorlanıyorsanız, 'zamanla daha ucuz gıda' pek teselli olmaz. Makro eğilimleri yaşanan deneyimle karıştırmayın.
İşte bu yüzden daha iyi ekonomik anlatılara ihtiyacımız var. Kuru istatistikler değil, insan boyutundaki hikâyeler. 'Bu ekmek 1950'de emeğinizin 15 dakikasına, bugün 2 dakikasına mal oluyor' diye gösteren bir uygulamayı hayal edin. Bu algıyı değiştirir.