China Just Weaponized Tourism – Is Japan’s Economy About to Take a Hit?
Çin Turizmi Silahsızlandı – Japonya Ekonomisi Baskı Altında mı?
Çin, Japonya'ya yönelik turizmi bir anda durdurdu: anlık iptaller, seyahat uyarısı ve Japon filmlerinin engellenmesi gibi kültürel boykotlar bile devreye girdi. Bu yalnızca diplomasi değil, pasaportlarla yürütülen ekonomik bir savaştır. Bu yıl zaten 8 milyon Çinli ziyaretçi varken, Japonya'nın turizm sektörü nefesini tutuyor.
Tetikleyici nedir? Çin Tayvan'a hareket ederse Japonya'nın askeri destek sağlayabileceğini öne süren yeni başbakanı. Bu durum tanıdık gelmiyor mu? Aynı senaryo: Avustralya şarabı, Filipinler muzları. Pekin bekler, sonra ekonomik olarak tecrit eder. Ama bu sefer fark: Japon başbakanı geri adım atmıyor. Gerçek soru şu: Her iki taraf, ekonomilerini birbirine karşı 'tavuk oyunu' oynamaya ne kadar sürecek?
Açık konuşalım: Çin’in turizmi resmi olarak yasaklamasına gerek yok. Belirsiz bir ‘güvenlik uyarısı’ bile yeter. İnsanlar otomatik olarak iptal ediyor. Bu, son derece etkili, ürpertici bir yumuşak güç gösterisi.
Aynı eski senaryo: 1. Belirsiz tehditler savur. 2. Tedarik zincirlerini boz. 3. Teslimiyeti bekle. Ama Japonya Avustralya değil. Kayıp turizm gelirleri yüzünden boyun eğmezler.
Bu 2012 yılında yaşananların tekrarı. Adalar anlaşmazlığı ve Çin'deki Japonya karşıtı gösterileri hatırlıyor musunuz? O zaman turizm %25 düştü. Bu sefer hasar daha büyük olabilir.
İtiraf etmek istemem ama belki daha az turist tamamen kötü de değil. Kyoto yıllardır aşırı yoğun. Eğer Japonya turist kitlesini çeşitlendirirse, bu sürdürülebilir turizme doğru zorunlu bir sıfırlama olabilir.
Ve nadir toprak elementlerini unutmayalım. Japonya onları teknoloji ve otomobillerde kullanıyor. Çin tedarikin %85’ini kontrol ediyor. Gerçek baskı buradan gelecek.
Doğru ama Japonya'nın otomotiv sektörü 2010'dan sonra nadir toprak kaynaklarını çeşitlendirdi. Çaresiz değiller.
200 rezervasyon kaybettim. Kira borcumu önümüzdeki hafta ödeyeceğim. Bu ‘diplomasi’ içi boş ramen gibi tada dönüşüyor.
Ben Tayvan'ın umurumda değil. Çalışanlarımı geçindirmek umurumda. Gerçek konuşmalar ne zaman başlayacak?