Counting Crows’ Lead Singer Quit Fame to Work as a Bartender — Was It Genius or a Breakdown?
Counting Crows’un Solisti Ünlülükten Vazgeçip Barmen Oldu — Bu Bir Dâhilik Mi, Yoksa Aklını Kaybetme Belirtisiydi?
:max_bytes(150000):strip_icc():focal(742x436:744x438)/Adam-Duritz-Pre-GRAMMY-Party-2002-121725-162bd6dc628f4bc2a6962ddd8b26fabd.jpg)
'Mr. Jones' şarkısı ve on milyon küsur 90'ların gergin mixtape'ini yapan Adam Duritz, süperstarlıktan vazgeçip... Los Angeles’taki Viper Room’da bira mı doldurmaya karar verdi? Herhangi bir bara değil de Jack Nicholson'ın sık gittiği, Allen Ginsberg’in taco yemeye uğradığı yere. Bu bir sinir krizi değil, aslında harika hazırlanmış bir sanatçının ara yılıydı adeta.
Hadi ama, ünlenmişken sana aldırış etmeyen diğer ünlülere hizmet ederken şarkı sözleri yazmak? Bu sadece ilham değil, edebi saf altındır. Bu arada geri kalanımız duygusal çöküş halindeyken Applebee’sta bile masaya oturamıyor.
İnsanlar her zaman ruhsal sağlığı dramatize eder ama şöhreti terk etmek ve barmen olmak için barda durmak mı? Bu gerçek cesaret ister. Duritz kaçmadı — gerçekliğe yöneldi. Dünyanın sizi bir sembol olarak gördüğü yerde, içki doldurmak hakları geri alma eyleminin doruğudur.
Bu sadece tanınmış birisinin ayrıcalığını sergilemesinden başka bir şey değil. Sıradan biri, her şeyi bırakıp bir yıl barmen olamaz. Güven fonun olmadan bunu dene, gıda kuponu alırken ne kadar 'ilham verici' hissettiğine bak.
Ben 90’larda orada çalıştım. Duritz sadece barmenlik yapmıyordu — onu gerçekten seviyordu. Herkesin içkisini hatırlıyordu, espri yapıyordu ve bir film eleştirmeniyle Kafka hakkında tutkuluca tartıştı. Adam saklanmıyordu. Yaşıyordu işte.
Rock yıldızlarının sakin ve uzak durması beklenen bir dönemde, Duritz ham, nevrotik ve şiirsel biri oldu. Sahne solistlerinin terlemesini, kekemelik getirmesini ve çok fazla paylaşmasını normalleştirdi. İşte onun asıl mirası budur.
Lisede Counting Crows’a bayılmıyordum. Hâlâ çok duygusal ve popüler olmak uğruna sanatını satmış gibi geliyordu. Ama şimdi anlıyorum. Duritz duygusal görünmeyi taklit etmiyordu — onu başlatmıştı.
Hepiniz, Duritz’in Allen Ginsberg’e içki verdiği ve birlikte Adam Ant izledikleri sahne mi? Göz yaşlarımı tutamadım. Tıpkı bir Beat şairinin 90’ların alternatif rock barda zaman yolculuğu yapmasına bakmak gibiydi. Kültür aktarımının en güzeli bu işte.
Şimdi eşimin anlattığına göre, Duritz her konserden sonra tüm setlistleri günceye yazarmış. Nostalji için değil — kendi performansını çözümlemek için. Bu adam kendi kafasının içinde yaşıyor. Bardaki iş, kaçış değil, saha çalışmasıydı.