This Cookbook Made Me Question My Entire Cooking Philosophy — What Happens When You Let Fate Pick Your Dinner?
Bu Yemek Kitabı Tümden Yemek Felsefemi Sorgulattırdı — Akıbete Yemek Seçtirirsen Ne Olur?

Fikir basitti: hiçbir plan, hiçbir tarayış, hiçbir fazla düşünme. Sadece yerçekimi ve şans. Kitap nereye açılırsa orada kalsın, çıkanı yapayım. Bir salata bekliyordum. Somon geldi. Herhangi bir somon değil — yüksek kesim bir bistrotta olması gereken yumuşak, neredeyse tereyağlı bir dilim, pazartesileri kağıt tabağımda değil. İronik olanı mı? Aylardır somonu gözümde büyüttüm, parlak olabilmesi için mükemmel saatle uyumlu bir zamanlama ya da 200 dolarlık bir sous-vide cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyordum.
Bu tarifin özel ekipman ya da bir yiyecek termometresi gibi bir şeye ihtiyacı yoktu — sadece sabır ve düşük ısıda fırın istiyordu. Aklıma bir soru takıldı: ‘Çok zor’ diye göz ardı ettiğim kaç şey aslında sadece bana gelmemi bekliyordu? Kitabın yazarı Ali Slagle, minimalizmi vaaz etmez — onu yaşar. Tarifleri karışıklık yaratmaz ama asla sönük olmaz. Bu somon tarifi bir yemekten çok bir aydınlanma gibi hissettirdi.
Hepiniz bunun balığa uyarlanmış steak frites olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Düşük ısıda, uzun süre pişirmek roket bilimi değil. Mevcut tüm Fransız bistrotları bu ilkeden besleniyor. Ne derseniz deyin, ama Nonna’m 1960’lardan beri lüferi böyle pişiriyor.
Tavrı takdir ediyorum ama gerçeğe dönelim — 45 dakika düşük fırında mı? Tek bir dilim için devasa bir enerji faturası demek bu. Ailem haftada iki kez somon yiyor. Her seferinde yavaş pişirseydim elektrik sayacım sinir krizi geçirirdi.
Sinir krizini bir kenara bırakırsak, Bütçe Babası haklı. Bizim çoğumuz 9 saatlik bir iş gününün ardından balığı yavaş yavaş pişirme lüksüne sahip değiliz.
Buna minimalizm demek meseleyi kaçırır. Az yapmak değil; azıyla daha iyisini yapmak meselesi. Ali Slagle karmaşıklığı gizlemiyor; onu yoğunlaştırıyor. Bu ölçülülükte bir zarafet var. Bu tembel yemek yapmak değil. Odaklanmış yemek yapmak.
Bu teknik, 19. yüzyıl Fransız haşlama usulü ve Yahudi schmaltz-ile-kavurma geleneğine dayanıyor. Gördüğümüz şey yenilik değil — kayıpların geri kazanılması. İnternet artık eski bilgelikleri ‘yaşam hileleri’ olarak yeniden paketliyor. Fırının ışığı altında yeni bir şey yok.
Gerçek. Ama ‘yoğunlaştırılmış’ yemek yapma iki saat sürüyorsa, yeşilliklerimin solmasına bakarken Ted Lasso’nun bütün bir sezonunu izlerim. En azından o hafif üzgün buzdolabı salatasını tercih ederim.
Hepiniz bunu fazla düşünüyorsunuz. Mesele döngüyü kırmak. Her yemek bir Michelin yıldızı kazanmak zorunda değil. Bazen yalnızca — hiçbir baskı olmadan — yemek yapmak bile bir isyan niteliği taşır.
Ama isyan, 40 dolarlık elektrik faturasıyla birlikte yendiğinde daha lezzetli oluyor.