This 'Walking Simulator' Game Just Made Me Question My Moral Compass — Is 'The Berlin Apartment' Too Dark for Gaming?
Bu ‘Yürüyüş Simülatörü’ Oyun Bana Ahlaki Pusulamı Sorgutturdu — 'Berlin Dairesi' Oyun İçin Çok Muydu Karanlık?

Yani Berlin merkezli bağımsız stüdyo Blue Backpack, 'Berlin Dairesi' adlı bir anlatı oyununu piyasaya sürüyor — işin ilginç yanı başlangıç, bir çocuğun okulu kapalı olduğu için babasına, karantina sırasında bir daire restorationuna eşlik etmesiyle başlıyor. Sessiz, sakin bir başlangıç, değil mi? Sonra PAT — duvardaki duvar kağıdını soyduğunuzda Almanya’nın 100 yıldan uzun bir trajedisinin katmanlarını buluyorsunuz.
Sahnelerinde Yahudi bir sinema sahibi, Nazi'lerden kaçarken yakalanan; feminist bilimkurgu yazan ama GDR'de sansürle karşılaşıp sürekli yeniden yazmak zorunda kalan bir yazar; ve 1945 Berlin’inde annesine ‘Anne, kötüler miyiz?’ diye soran bir çocuk olan kurgusal sakinlerin yerine geçiyorsunuz. Bu sadece tarih değil — bir ayna. Ve çok, çok yakınında duruyorsunuz.
Anlatı oyunları severim ama açık olalım — oyun oynamak ne zaman ödev haline geldi? Steam'i gerçeklikten kaçmak için açıyorum, duvar kağıdı parçalarıyla Üçüncü Reich'ı yaşayarak değil. Sanat mı? Tabii ki. Ama eğlenceli mi? İşte asıl soru bu.
Demek ki Sırıtma Perdesi’nin gerisinde değildiniz. GDR’de ‘eğlence’ yoktu — hayatta kalmak vardı. Bu oyun abartmıyor; anımsıyor. İşte bu yüzden öğrencilerimin oynaması gerekiyor.
İşte oyunlar tam da buraya gelmeli. Nazi'leri vurmaya değil, sıradan insanların onları yaratan sistemleri nasıl desteklediğini anlamalıyız. Bu oyun, aksiyon butonlarından çok düşünmeye zorlar. Bu devrimci bir adım.
Kayıtlara geçirilsin: Hiçbir zaman ‘eğlenceli’ olacağını söylemedik. Dürüst olacağını söyledik. Malik, Dilara, Mathilda — yükseltmek istediğimiz sesler bunlar. Eğer oyuncular rahatsızlık hissediyorsa, bu bir hata değil. Tam da o nokta işte.
Yirmi dakika oynadım, sonra durdum. Grafiklerden değil — sessizlikten dolayı. Kahkahaların eksikliğinden. Bir çocuğun ağladığını duyuyorsun, bir saatin tik takını... sonra hiçbir şey. Dışarıda bir yürüyüşe ihtiyacım vardı.
'What Remains of Edith Finch' ile kıyaslamalar kaçınılmaz — ancak 'Berlin Dairesi' daha karanlık gidiyor. Sadece aile sırlarını araştırmıyor. Bize atalarımızın sessizliğinden ne miras kaldığını soruyor.
‘Çok karanlık mı’? kardeşim, bu tarih işte. Okulda bunu temizleyip sunmuştuk. Şimdi bir oyun bize faturaları gösteriyor. Belki bu rahatsız edici. Ama belki de gerekli.