John Prine’s Legacy Gets the Tribute He Deserves—But Is a Concert Film Enough to Heal a Broken Music Scene?
John Prine'in Mirası Hak Ettiği Şöleni Alıyor — Ama Bir Konser Filmi Kopuk Müzik Dünyasını İyileştirmeye Yetiyor mu?

John Prine'in anma konseri artık sinematik bir şölene dönüştü — nerede mi çekilmiş? Ryman’da, onun manevi evinde. Brandi Carlile 'Hello in There' şarkısını söylerken ağlarken, Kacey Musgraves melankoliyi sihre çevirirken, içinde aşkla neredeyse kilise havasını veren bir ortamda. Bu sadece bir konser filmi değil; dört yıllık yasın ardından verilen ortak bir nefes.
Ama gerçek şu: iyileştirici bir ritüeli dağıtıma hazır bir belgesel hâline getirmek, sanki kapitalizmin dudaklarını yaladığı bir an gibi. Bu sanat mı, yoksa arşivleme mi? Acıyı koruyor muyuz, yoksa sadece para mı kazanıyoruz? Prine ailesi 2 milyon dolardan fazla hibe ile Hello in There Vakfı'nı kurdu — yani hepsi kar değil. Yine de, merak ediyorum: yas tutmak ne zaman biletli bir etkinlik haline geldi?
John şarkı yazmıyordu — ruhtan mektuplar yazıyordu. Bu film bize nihayet birlikte yas tutma şansı veriyor. 2022 konser yayınından izledim ve çocuksuca ağladım. Hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Eğer 15 dolar ödemek vakfını yaşatmaya yardımcı oluyorsa, beni kaydedin.
Aman tanrım. Bu, ticarileştirilmiş duygusallık. Fiona Prine'nin niyeti soylu, evet, ama Abramorama iyi niyetle çalışmıyor. Onlar getiri istiyor. Ücretsiz bir platformda yayınladıklarında bana haber verin.
Adil bir eleştiri — ama gerçeği kaçırıyorsunuz. Bu sadece bir ürün değil. Gözle görülür hâle getirilmiş bir ritüel. COVID'tan birini kaybedenler için bir topluluğun böyle bir araya gelmesini görmek? Bu iyileşmek demek. Bedeli yok.
Duyguları anlıyorum ama hadi ama — kaç tane 'şölen' belgeseli finanse edeceğiz? Her niş sanatçının artık bir anma filmi var. Ne zaman özel gelmeyi bırakıp sadece 'boomerlar için yapılmış bir LinkedIn paylaşımı' gibi gelmeye başlayacak?
John'ı tanıyordum. Onu '94 yılında röportaj ettim. Bu nostalji değil — aktarım. Bu genç sanatçılar Prine’i yorumlamıyor; onu devam ettiriyorlar. Bu nadir. Dylan öldüğünde bunun gibi bir şeyimiz olmadı. Buna daha çok ihtiyacımız var.
Aktarım mı? Daha çok ticari marka uzatımı gibi. Hediyelik eşya tezgahlarına bakın. 'Hello in There' kepçeli çantalar, 30 dolar. Evet, bir bölümü hayır işleri için gidiyor ama bu artık marka yönetimi.
Sizin çoğuğunuz bunu fazla düşünüyorsunuz. Sadece filmi izleyin. Brandi'nin 'In Spite of Ourselves' şarkısını söylemesine izin verin ve bana hiçbir şey hissetmediğinizi söyleyin. Sanat anılar sayesinde yaşar. Bu da anıyı canlı tutmaya yardımcı olur.