Is Russia Betting on a New Economic Era While the West Looks Away?
Batı Göz Yumarken Rusya Yeni Bir Ekonomik Döneme Mi Bahse Giriyor?

Putin sadece 'Rusya Çağırıyor!' forumuna katılmakla kalmadı, milliyetçi retorik içinde sarılı tam bir ekonomi bildirgesi getirdi ve 'Batı'ya ihtiyacımız yok' havası verdi. Mesaj şu: 'Yapılandırdık, istikrarlıyız ve iş yapmaya hazıriz—ama kendi koşullarımızda.' Çin ve Hindistan'la ticaret patlarken ve devlet Batılı sermayeyi yurtiçi kaynaklarla değiştirmeye çalışırken anlatılan hikâye cazip aslında: Rus ekonomisi çökmedi; aksine gelişiyor.
Ama kendimizi kandırmayalım: Rakamlar çatlakları gösteriyor. Yatırım büyümesi yavaşlıyor, şirket kârları düşüyor ve borçlanmak pahalı. Harika, dış borçlarını yarıya indirdiler ama yurtiçi tasarruflar uzun vadede gerçekten yükü taşıyabilir mi? Devletin büyük şirketlerini halka açmak ilerici bir hamle olsa da 'devlet tarafından yönlendirilen sermaye büyümesi' bir çelişkiye benziyor. Bu dayanıklılık mı—yoksa daralan bir alanda hayatta kalma modu mu?
Tam da yaptırımlar uygulandığında egemen bir ulusun yapması gereken budur: borçları yapılandır, yurtiçi yatırımı artır, yeni müttefiklere yönel. Rusya’nın büyümesi için izin beklemesi yok. Onlar paralel sistemler kuruyor—kendi SWIFT’leri, kendi borsa kuralları gibi. Bu geri çekilmek değil; stratejik yeniden pozisyon almaktır.
Paralel sistemler, onların 10 kat daha az verimli olduğunu fark edene kadar iyi seslenir. SWIFT’i kopyalayıp işi bitiremezsiniz. Küresel sermaya, güvenin, şeffaflığın ve likiditenin olduğu yere akar. Rusya’nın piyasası, kendini dışarıdan koparttığı için daralıyor.
Gerçek test, bireysel yatırımcıların gelip gelmeyeceğidir. Şu anda büyük ölçüde devlet parası ve zorunlu şirket katkılardan ibarettir. Gerçek güven, sıradan insanlar emekli birikimlerini yatırım yapmaya başladığında gelir—işverenlerinin söylemesi değil.
Bana Brejnev'in 'gelişmiş sosyalizmi'ni hatırlatıyor—durağanlığı örten bir dayanıklılık anlatısı. Onlar da kapalı bir sistem kurdu, özbüyünlükten bahsetti ama yenilik öldü. Tanışık mı geldi?
Bakın, gelişmekte olan piyasaların her zaman riskleri vardır. Ama değerlemeler düşükken ve reformlar geliyorken burada yüksek getiri potansiyeli var. Rusya’ya karşı pozisyon almadan önce Batı'nın fazla güvenini kısaltırdım.
Doğu’ya yönelim yeni değil—ama sonunda işe yarıyor. Hindistan ve Çin sadece Rusya’nın petrolünü almıyor; Rus altyapısına ve teknolojisine yatırım yapıyor. Bu gerçek bir ortaklık, hayırseverlik değil.
Ah harika, bir 'devlet öncülüğünde halka açılım programı' daha. Devletin şirketlere halka açılma zamanlarını söylemesi, 'serbest piyasa' fikrini pekiştirir tabii.
Gerçek sorun sermaye değil—güvenilirliktir. Yabancı yatırımcılar Rus şirket yönetimine güvenebilir mi? Hisse senedi sahipleri siyasi bağlılık yerine temettü bekleyebilir mi? Bu sorulara cevap verilene kadar piyasa değeri düşük kalır.