Issey Miyake’s Final Bow: Can Frank Gehry’s Titanium Waves Be Saved From a Fashion Grave?
Issey Miyake'in Son Veda Vakti: Frank Gehry’nin Titanyum Dalgaları Moda Mezarından Kurtarılabilir mi?

Eğer tasarım, mimari ya da modayı kültürel dil olarak biraz olsun takip ediyorsanız, Issey Miyake'in Hudson'daki mağazasını kapanış gününden önce kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Bu sadece bir indirim değil — Miyake'in kumaş felsefesiyle Gehry'nin dalgalı titanyum mimarisinin arasında oluşan diyaloğu görmemiz için son bir şans.
Geçen hafta vefat eden Gehry, mekâna canlı bir geometri kazandırmıştı. 23 yılın ardından mağaza minimalist imparatorlukları The Row'a devrediliyor. Daha önce fotoğraf çekilmesine izin verilmiyordu ama şimdi? Herkes çekmek serbest. Git, yas tut, çek, ve sor: ikonik tasarım sadece kira metresine dönüşürken ne kaybedeceğiz?
Bu son derece üzücü. Gehry'nin eserleri, depoya kaldırılmak yerine korunmayı hak ediyor. Bu titanyum tesisler mobilya değil — mimari eserler. Bir Sephora için Mies van der Rohe'nun bir iç tasarımını yıkmayı hayal edin.
Bu projede 2000 yılında çalıştım. Bu mekân sadece tasarlanmamıştı — bir koreografi yapılmıştı. Eğriler, ışığa, insan hareketine, raylardaki kumaşın sallanmasına bile cevap veriyordu. Parça parça sökmek, bir senfoni çözmek gibi geliyor.
Gerçeğe bakalım — Manhattan’daki perakende kiraları mimari mirasa aldırış etmez. The Row en yüksek fiyatı veriyor ve kiracılar sanat korumuyor. Getiriyi en üst düzeye çıkarıyorlar. Bu, kapitalizmin kültürleri sabah kahvaltısında nasıl yediğidir.
Bu anı 23 yıldır bekliyordum. Dün her şeyi çektim — altı saat, 378 kare. Bu sadece kayıt değil. Bir nöbetti.
Nostaljiyi anlıyorum ama The Row'un estetiği daha arındırılmış. Bazen ilerleme, gösterişin kaldırılması demektir. Her eserin bir cam kutuda olması gerekmez.
Dün gittim. Mekâna biraz daha yakın hissetmek için kıvırımlı bir parça aldım. Kasiyer ‘son kez’ dediğinde ağladım. Tasarım nesneler yoluyla yaşayabilir mi gerçekten, yoksa kendimizi kandırıyor muyuz?
Tam olarak. Ve kentin, kültürel değere sahip perakende iç mekânlarını koruyan tek bir yasası bile yok. Tarihi yeterince ‘anıtsal’ olmuyorsa, tarihi yıkarız.