UK Abandons Two Stranded Holidaymakers? Cyclone Victims Left Without Food While Foreign Office Says 'Not Our Job'
İngiltere İki Tatilciyi Terk Etti mi? Dönenin Kurbanları Yiyecek ve Su Kalmadan Bırakılırken Dışişleri 'Bu Bizim İşimiz Değil' Diyor

İki İngiliz kadın, Döwah Kasırgası'nın yol açtığı heyelanların tüm yolları kesmesiyle Sri Lanka dağlarında mahsur kaldı; yiyecek, su ya da çıkış yolları yok. Tek sığınakları? Bir çay plantajı.
Kadınlardan birinin kızı—eski Ulusal Suçla Mücadele Ajansı görevlisi—İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın defalarca çağrıya rağmen yardım etmeyi reddettiğini söylüyor. Onun mesajı: 'Bu işiniz.' Yanıt neydi? 'Bu bizim sorumluluğumuz değil.'
Bu sadece ihmalkârlık değil—temel konsolosluk görevinde bir başarısızlık. Yurt dışında kalan her İngiliz vatandaşı acil yardımdan yararlanmayı bekleyebilir. Konsolosluk hizmetleri ne zaman 'isteğe bağlı' hale geldi?
Benim zamanımda, bir İngilizin yurtdışında zor durumda olduğunu duysak göğsüyle göğsüne girerdik. Şimdi ise 'sigortanı ara'. Bu diplomasi değil—dokunulmazlığı dış kaynaklamak.
Çay bölgesini seviyorum—ama muson mevsiminde heyelanlar sıktır. Turistlere sık sık uyarı yapılır. Gene de kimse yolların bir gecede kaybolmasını beklemiyor. Bu, afetleri öngörülemez kılan iklim değişikliği.
Sizce seyahat uyarılarını ben okumadım mı? Annem gebeliğinin değil, tatilinin 9. ayındayken—sizinkinden bahsediyoruz!
Yani devasa bir dışişleri bakanlığını finanse ediyoruz ama bir çay tarlasında iki kadını tahliye edemiyoruz mu? Bir dahakine onlara güçlü bir dille yazılmış bir e-posta göndersek ne dersiniz?
Hint ordusu sadece vatandaşlarını değil, yerel halkı bile kurtardı. İngiltere? Radyo sessizliği. Müttefikler müttefiklerini tahliye eder. İngiltere bir deneme bile yapmıyor.
Bir ülke vatandaşlarını yükümellik değil, yük olarak görürse sadakat hakkını kaybeder. Bu ne tür bir toplumsal sözleşmedir?