Is 'The Smashing Machine' a Masterpiece or a Misery Marathon? Dwayne Johnson's MMA Biopic Divides Audiences
'The Smashing Machine' Usta Bir Yapıt Mı, Yoksa Bir Sıkıntı Maratonu mu? Dwayne Johnson'ın MMA Biyografisi İzleyenleri Bölüyor
Safdie sadece film çekmiyor—anksiyeteyi silah olarak kullanıyor. 'The Smashing Machine' izlediğiniz bir film değil; onu atlattığınız bir şey. Dwayne Johnson'ın Mark Kerr'e dönüşümünü, tam anlamıyla bir belgesel cezası gibi hissettiren, sinir bozucu bir karakter çalışmasına dönüştüren, durmadan sallanan kamera çekimleri ve duygusal bir tampon olmaksızın ilerler.
Johnson, protezlerin altında neredeyse tanınmaz hâlde, fiziksel olarak inanılmaz bir performans sergiler ama duygusal olarak uzak kalır. Asıl soru, bunun iyi bir performans olup olmadığı değil—ki öyledir—Safdie'nin tarzının hikâyenin içtenliğini bastırıp bastırmadığıdır. 90 dakika boyunca acı, tekrar ve umutsuzluğu izledikten sonra etkilenmedim. Sadece bitkindim.
Bunu ‘boring’ diye tanımlayanlar belli ki asıl erken UFC'yi hiç izlemedi. Kerr efsanevi bir figürdü—bu film o dönemin ham, çirkin gerçekliğini yansıtıyor. Şıklığın olmaması bir eksiklik değil, tam da amacın bir parçası. Kirli olan kısmı olmadan o gerçek hikâyeyi alamazsın.
Rahatsız edici olmasının ne zararı var ki? En iyi filmlerin çoğu böyledir. Safdie kalabalığa seslenmez—seni bu rahatsız edici duyguda oturmaya zorlar. İşte sinema budur işte.
Yoğun olması gerektiği belli ama ben Dwayne Johnson'ın ilham vermesini istedim, dağılmasını değil. Yarısında kapattım. Köpeğim benimden daha travmatize görünüyordu.
Kesinlikle! Bilerek yapılan bir dayanıklılık testi. Sıkkınlık mesajın bir parçası.
Beni çeken Kerr'in çöküşü değil, sistemin bunu nasıl ödüllendirdiği. UFC, parçalanmış vücutlara dayalı efsaneler kurdu ve sonra bunları attı. Bu film sadece bir portre olmamalı—reform çağrısı olmalı.
Safdie'nin tarzı yorucu evet ama dövüşler arasında sessizliği nasıl kullandığına bakın. Gerçek duygular orada yaşıyor—melodramda değil, söylenmeyenlerde.
Ve ses tasarımı—sakatlamadan hemen sonra seyirci sesinin nasıl kesildiğine dikkat ettiniz mi? Tıpkı zaman durmuş gibi. Saf bir dâhilik.
O sessizlik karakterin gerçekliği—yönelim bozukluğu, duyarsızlık. Sadece sanatsal bir zarafet değil; zanaatın içinde inşa edilmiş bir empati.