Was This 4,500-Year-Old Superstructure a Neolithic Portal to the Underworld?
Bu 4.500 yıllık dev yapı, Neolitik Çağ’da bir alt dünya kapısı mıydı?

Demek ki 4.500 yıl önce Neolitik insanlar Stonehenge’e yakın, 2,5 kilometre çapında dev çukurların oluşturduğu bir daire kazmış — ve bunu alt dünyanın sınırını temsil etmek için yapmış olabilirler. Hiçbir tanrı heykeli değil, doğrudan kozmolojiyi haykırır şekilde toprak formu.
En çılgın kısmı mı? İnsan yapısı olduğunu, kazı yapmadan toprak DNA’sı ve ışıldama tarihlemesiyle kanıtlamışlar. Hiç kazı yok. Sadece bilimsel mucize. Ve şimdi muhtemelen İngiltere'nin en büyük prehistorik anıtına bakıyoruz — ama kimse bunu konuşmuyor.
Bu devrim niteliğinde. Kazı yapmadan jeofizik, sedDNA ve ışıldama tekniğini birleştirip insan etkinliğini kanıtlamak arkeolojinin geleceği. Artık sadece tahminde bulunmuyoruz — kanıtlıyoruz.
Bekleyin. 'Doğal olarak oluşamazlar' demek kanıt değil. Delil eksikliği, yokluğun delili değildir. Neolitik aletlerle kazılmış elle kazılmış bir çukur görene kadar bunu bir anıt olarak adlandırmayacağım.
Dinleyin, Stonehenge’in güneşle ilgili olduğunu düşünüyorsanız, bu çukur dairesi gölgelerle ilgiliydi. Neolitik zihin ilkel değildi — kozmolojiyi üç boyutlu haritalıyorlardı. Bu bir inşaat değildi. Toprakta kozmolojiydi.
Hepiniz ruhlara ve kozmolojiye takılmışsınız. Ben lojistiği düşünüyorum. 20 çukur. 10 metre genişlik. 5 metre derinlik. Kireçtaşı zemin. Taş aletlerle. Bu bir tören değil — bir inşaat mühendisliği projesi.
En güzel yanı tek bir kazı bütçesi harcamadan hepsini yapmış olmaları. Fonu olan ciddi bir ekibin ne yapabileceğini hayal edin.
Şüpheeliye cevaben — toprak katmanları tekrarlanan yapay bozulmaları gösteriyor. Doğal süreçler jeolojik katmanları öyle sıralamaz. DNA örüntüleri insan aktivite bölgeleriyle eşleşiyor. Bu yokluk değil. Kanıtların birleşmesi.
Kesinlikle. Şimdi 80.000 ton kireçtaşı taşımayı konuşalım — elle. Sepetlerle. Bu inanç değil. Proje yönetimi.